Articles

Op.Dr. İlhami Güneral

1914 yılında İstanbul’da doğdu.1942’de İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1950’de Genel Cerrahi uzmanlığı kazandı. 1943’de Diseksiyon Atlası kitabını yayımladı. Bu, Türkiye’de yayımlanan ilk telif eserdir ve 1953’de Prof. Zeki Zere’nin yazdığı Diseksiyon kitabının tüm resimleri Diseksiyon Atlası’ndan alınmıştır. 1960’da Amerikan Tabipler Birliği’nin Miami’de düzenlediği bilimsel araştırmalar toplantısında Dr. İlhami Güneral’in “Şeffaf Beyin Modeli”, yaklaşık 2000 eser arasından birinci olmuş ve Billing altın madalyasına hak kazanmıştır. 1972’de İngilizce olarak yayımladığı Atlas Cerebri Humani, o güne dek kesitler ve şemalarla aydınlatılmaya çalışılan Merkezi Sinir Sistemi elemanlarını üç boyutlu otantik görünümleriyle açıklayan bir eserdir ve Dünya tıp literatüründe önemli bir yer sahibidir. İlhami Güneral’in yayımlanan kitapları şunlardır: “Kanserden Korkma Modası Geçmiş Tedaviden Kork”, “Doktorunuzun Söyleyemedikleri”, “Kalp – Damar Hastalıklarında ve Kanser’de Ölümcül Oyunlar”. ... [Tamamını görüntüle]

Kansere "alternatif" çözüm

16 Eylül 2000 / SEZAI KALAYCI Telefondaki ses "Kansere yönelik ABD'de uygulanan ilginç ve çok başarılı sonuç veren bir yöntem var, haberiniz var mıydı?" diyor. Başlangıçta çok iddialı gelen bu cümlenin peşinden koştuğumuzda gerçekten ilginç, ilginç olduğu kadar sonuçsal olarak büyük oranda bilimsel verilere dayanan bir manzarayla karşılaştık. Bu cümle bizi İzmir'in Ödemiş ilçesine götürdü. İddialı cümlenin önemli bir tarafı bu ilçedeydi. Aksiyon ekibi olarak Ödemiş'te bir bilim adamının biraz da kuytularda kalmış tesbit ve yöntemlerini öğrendikçe bunların Aksiyon okurları tarafından da paylaşılmasını istedik. Kansere çözüm... Gerçekten iddialı. Ancak dosyayı tümüyle okuduğunuzda karşınızda alternatif metodların varlığını göreceksiniz. Yediğimize içtiğimize dikkat! Yaşam sürüp giderken soluduğumuz havadan, içtiğimiz sudan ve besin maddelerinden savunma sistemimizi zayıflatan veya çökerten bir sürü madde bünyemize girer. Buna ilaveten, gıdalarda bulunması gereken... [Tamamını görüntüle]

Kanser İmmün Terapi ve Monoklonal Antikorlar

Kanser immün terapi preklinik çalışmaların yoğun olduğu ve klinikte uygulamaların giderek arttığı kanser tedavisi için modern tıbbın adjuvan yöntemlerinden biridir. Kanser immün terapide aşı ve hücresel tedavi yöntemlerine göre daha fazla kullanım alanı bulunan yöntem monoklonal antikorların terapide kullanılmasıdır. Kanser hücrelerinde yüksek miktarda ve doku spesifik olarak üretilen reseptörler ile büyüme faktörlerini hedef alan monoklonal antikorlar klinik uygulamalara en fazla aktarılan ve onaylanan kanser immünoterapi uygulamasıdır. Klinikte kansere yönelik olarak halen onaylanmış ve kullanılmakta olan en az 12 adet monoklonal antikor bulunmaktadır. Bu monoklonal antikorlar meme, akciğer kanseri, kolorektal kanser, renal hücre kanseri, melanoma, çeşitli lenfoma ve lösemilerde tedavide kullanılmaktadır. Kanser immün terapide kullanılan monoklonal antikorlar, vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF), epidermal büyüme faktörü reseptörü (EGFR), insan... [Tamamını görüntüle]

Bağışıklık Sistemini Güçlendirme

Kanserle bağışıklık sistemi arasındaki ilişkinin önemi fark edildiği günlerden bu yana bağışıklık sistemi hücrelerini ya da ürünlerini kullanarak kanser tedavisi çalışmaları hem laboratuvar deneyleri hem de gönüllü hasta uygulamaları biçiminde sürdürülmektedir. Monoklonal antikorlarla tedavi, dendritik hücre tedavisi, LAK tedavisi (lenfokinle aktive edilmiş katil lenfosit), TIL tedavisi (Tümöre infiltre olmuş T lenfosit) gibi farklı yaklaşımlarla sürdürülen bu çalışmalar günümüzde artık hasta uygulama aşamasına gelmiş ve Faz I/II ve Faz III çalışmaları başlatılmıştır. İmmünoterapi adı altında sürdürülen bu çalışmalar kullanılan enstrüman bakımından iki ana başlık altında toplanabilir: 1-Hücresel immünoterapi: Dendritik Hücre (DC) terapi, LAK terapi, TIL terapi, pasif immünoterapi 2-Hücresel olmayan immünoterapi: Monoklonal antikorlarla yapılan tedavi İmmünoterapinin dışında yine tümöre karşı biyolojik ya da immünolojik mekanizmaları harekete geçirmeyi amaçlayan... [Tamamını görüntüle]

Dendritik Hücre Aşıları

Neoplastik hastalıkların tedavisinde immün sistemin tedavi amaçlı indüklenmesi doğal (innate) ve edinilmiş (adoptive) immünitenin arasındaki kompleks ilişkilerle birliktedir. Dendritik hücreler (DH), koruyucu ve terapötik yanıt potansiyelleri ve antijen-spesifik toleransın indüklenmesi gibi nedenlerle bu iki yanıt arasında kritik bir bağ oluşturur. Farklı yanıtlar farklı DH subtipleri ve matürasyon/aktivasyon düzeyleri ile birliktedir. DH, sistemik antitümör immünitenin indüklenmesini hedefleyen hasta spesifik aşıların kritik bir komponentidir. Profesyonel antijen sunucu hücreler olarak ve başarılı bir aşı uygulamasına esas teşkil etmek üzere kazanılmış immünitenin bir kolu olarak, hem CD4+ hem de CD8+ T hücrelere antijen epitoplarını sunarlar. DH temelli terapötik yaklaşımlardaki potansiyel rollerine rağmen, günümüze kadar yapılmış çoğu klinik çalışmalar önemli sonuçlar doğurmada yetersiz kalmıştır. Bu durum kısmen konak immünitesinin hücresel supresyonuna ve... [Tamamını görüntüle]

Dendritik Hucreler ve immunoterapi

Dendritik hücreler (DH) kemik iliğinden farklılaşmış bir hücre ailesidir. Neredeyse tüm dokularda bulunur ve antijen sunan bir hücre ağı oluşturur. Yüzeyden projekte eden dendrit olarak adlandırılan birçok uzun örümceksi sitoplazmik uzantıları vardır. Dendritler ve diğer özellikleri bu hücre ailesinin antijen prezentasyonunda ve T hücre aktivasyonunda etkili olmasını sağlar. Uyarılmamış T hücrelerini en etkili şekilde aktive eden hücre grubudur. Deri immün cevap için önemli bölgelerden biridir. Epidermiste yerleşmiş antijen sunan hücrelere Langerhans hücreleri (LH) denmektedir. LH tüm epidermal hücrelerin %5’ini oluşturur. Bakteryel ya da viral patojenlere bağlı lokal inflamasyonda salgılanan faktörler (IL-2 ve IL-6 ) LH leri aktive eder ve LH’ler kan yoluyla sekonder lenf nodlarına giderler. Burada parmaksı çıkıntılar gösteren tam diferansiye olmuş formlarına – interdigitating dendritic cells – dönüşerek T hücre bölgelerine (parakortekse) yerleşirler... [Tamamını görüntüle]

İmmün sistem manipülasyonuyla yeni nesil aşılar

Immunity dergisinde yeni yayımlanan bir çalışmada, Walter ve Eliza Hall Enstitüsü araştırmacıları, ilk kez immün hücre yüzeyinde bulunan bir proteinin (dendritik hücre), enfeksiyona neden olabilecek hasarlı ve travmatik hücreleri saptadığını ortaya koydu. Elde edilen bulguların sıtma veya HIV gibi hastalıklara karşı aşı geliştirilmesinde faydalı olabileceği ve bazı kanser türleri dahil çeşitli hastalıkların tedavisine yönelik terapötik aşıların geliştirilmesinde kullanılabileceği ileri sürülüyor.
Dendritik hücreler virüs, bakteri, parazit, tümör hücresi veya başka ölü veya hasarlı hücre gibi vücuda giren yabancı istilacı hücrelerin varlığını haber veren önemli hücrelerdir. Antijen sunan hücreler olarak da bilinen bu hücreler, hasarlı hücrelerdeki molekülleri sindirir ve yabancı istilacı hücreleri tanıyan başka immün hücrelere sunarak, immün yanıtı başlatır.... [Tamamını görüntüle]

Kişiye özgü dendritik hücre aşıları beyin kanseri hastalarının yaşam sürelerini uzatıyor.

Kalifornia Üniversitesi’nde yapılan erken faz çalışmalar, hastanın kendi tümörüne göre yapılan dendiritik hücre aşılarının ölümcül bir beyin kanseri olan glioblastomada ortalama yaşam süresini uzatabileceğini gösterdi. Clinical Cancer Research dergisinde yayınlanan çalışma, glioblastomanın belli bir tipine sahip hasta grubunun aşıya daha iyi cevap verdiğini ortaya koydu. Bu çalışma, bir grup beyin kanseri hastasının immunoterapiye yanıt verdiği ilk çalışma olması bakımından önemlidir. Aşı, konvansiyonel ameliyat ve radio-kemoterapi sonrası hastalara verildi. Daha önceki çalışmalardaki ortalama yaşam süresi ile karşılaştırıldığında aşı alan grubun yaşam süresinin iki katına çıktığı gözlendi. ... [Tamamını görüntüle]